AĞRI’DAKİ KARABULUT

AĞRI’DAKİ KARABULUT

SON ALTI AY’DA BELEDİYE BAŞKANLARI NELER YAPTI?

SON ALTI AY’DA BELEDİYE BAŞKANLARI NELER YAPTI?

Şimdi susma zamanı değil…

Şimdi susma zamanı değil…

‘Bu karar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk ve tek!’

‘Bu karar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk ve tek!’

TURKIYEMNET HABER VE NUHTV DEN GÜÇ BİRLİĞİ

TURKIYEMNET HABER VE NUHTV DEN GÜÇ BİRLİĞİ

Milli savaş uçağı için tarih belli oldu!
  • Ana Sayfa » Teknoloji
  • 2 Aralık 2019 - 18:47:35
Milli savaş uçağı için tarih belli oldu!

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail  Demir, Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçılar Birliği tarafından  düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”  kapsamında bir araya geldiği basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

 

Savunma ve havacılık ihracatında erişilecek rakamların Türkiye’nin  dünyadaki etkinliğinin, teknoloji konusundaki derinliğinin ispatı ve duyurulması  anlamına geldiğini belirten Demir, bunun ülkenin yurt dışındaki teknoloji  seviyesi algısını da değiştireceğini söyledi.Demir, burada geliştirilen teknoloji ve modellerin diğer sektörlere de  olumlu etki edeceğini vurguladı. Elektrikli otomobil konusunda yürütülen çalışmalara savunma  sanayisinin katkıda bulunabileceğini ifade eden Demir, bunun yanında savunma  sanayisinin de bu çalışmalardan yararlanması ve birlikte Ar-Ge yapılmasının  mümkün olduğunu dile getirdi. Demir, “Savunma sanayisinde kullandığımız bazı  ürünlerde elektrikli motorların geleceğini biliyoruz. Bu konuda geleceğe yönelik  bazı çalışmalarımız var.” dedi.

Savunma sanayisinde yurt dışından temin edilen ürünlerle ilgili  sorular üzerine Demir, şöyle konuştu:

 

 “Son dönemde  çeşitli taleplerde yavaşlamalar, süre uzatmaları, bazı  ürünlerin gönderilmemesi gibi tavırlarla karşılaştık. Bunlar uzun vadede bizim  için faydalı oldu. Alt bileşenlerdeki çok detay ürünlerde dikkatimizden kaçmış  bir konunun yabancı bağımlılığını gördüğümüzde yerlileştirmekle ilgili derhal  harekete geçme fırsatı bulduk. ‘Şunu geciktiririz, bunu sonra veririz’ veya  ‘vermeyiz’ gibi tavırlar bizim için işaret fişeği anlamına geliyor. Bunu duyunca  bir anlamda uyanmış oluyoruz. Bazen şirketler bu yabancı bileşenleri gözden  kaçırabiliyorlar. Yerlileştirmede öncelik sıramız var. Her ürüne bir anda  saldıramıyorsunuz. Nelere öncelik vereceğimiz konusunda bunlar mesaj veriyor.”

 

Türkiye’nin bir dizi alanda dünyada en iyi ya da en iyiler arasında  olabileceğine işaret eden Demir, “Türkiye, elektronik harp, elektromanyetik  sistemler, lazer, yapay zeka ve yazılım gibi bir dizi alanda ortaya koyacağı  gayret ve yatırımla dünyayla at başı gidebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

 Atak’ın yerli motoru 2020 sonunda çalışacak

 

Milli Muharip Uçak’ın 2023’te hangardan çıkacağını, yer testleri ve  motor testlerinin başlayacağını aktaran Demir, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin gönül  rahatlığıyla bir filo olarak kullanması 2028-2029 gibi düşünülüyor.” diye  konuştu.  Projeye ortak olma potansiyeli bulunan ülkelerle, o ülkenin harekat  ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmayacağı da dahil bir dizi analiz,  değerlendirme yapıldığını anlatan Demir, bu sürecin çeşitli ülkelerle sürdüğünü  söyledi. Demir, “Bazı şeyleri erkenden konuşmak bize uzun vadede zarar veriyor.”  ifadesini kullandı.

 

Pakistan’a Atak helikopteri satışında ABD‘den motor konusunda alınacak  lisans için sürecin devam ettiğini dile getiren Demir, şöyle devam etti: “Bürokratik işlemler devam ediyor. Şu anda kasti bir gecikme var  diyemiyoruz. Türkiye’den daha çok Pakistan‘ı ilgilendiren bir ihracat, sonucu  bekleyip göreceğiz. Atak motoruyla ilgili bu tür soru işaretleri, ihracat  izinleri oldukça ihracat konusunda önümüzü istediğimiz kadar net göremiyoruz.  TEI’de geliştirilmekte olan ve çekirdeği çalıştırılan motor Atak ve Gökbey’de  kullanılacak. Bu motoru belki önümüzdeki yılın sonunda çalıştırıyor olacağız ama  bu helikoptere takılıp uçurulacağı anlamına gelmiyor. Sonrasında detaylı bir test  süreci var. Bu süreç ne kadar hızlandırırsanız hızlandırın zaman alıyor. Yoksa  Atak’ın motorunu da önümüzdeki sene sonunda verdik diyebiliriz ama bu  parametreler düşünüldüğünde biraz daha zaman alacak.”

 

 “Yürüyüşümüz iyi ama koşmalıyız”

 

Savunma sanayisinde Türkiye’nin iyi bir yürüyüşü olduğunu belirten  Demir, “Bu yürüyüş bulunduğumuz konumu düşündüğümüzde yetmez. Gerçekten koşmamız  gerekiyor. Yakalamamız gereken çok sayıda hedef var. Koşmak için de koşmayı  sağlayacak gerekli parametreleri, kas gücünü yerli yerine koymamız lazım. Bu  insan kaynaklarına, stratejik ürünlere ağırlık vermektir.” dedi.   Sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağının geliştirilmesi ve sektörde  görev alanlara yeni donanımlar kazandırılması için çok yönlü, çeşitli modeller  barındıran bir akademi programını hayata geçirmeyi amaçladıklarını ifade eden  Demir, bunun için çeşitli kurumlarla iş birliği yapmaya açık olduklarını  bildirdi.

Demir, siber güvenliğin de öncelikli gündem maddeleri arasında yer  aldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:  “Siber güvenlikte çok sayıda zayıf şirket olmasındansa güç birliği  yaparak dünya piyasasını sallayabilecek, ses getirebilecek yapılanmalar  oluşturulmasını amaçlıyoruz. Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ile bunun  zeminini yokluyoruz. Uzun vadeli olması, Türkiye ve dünya pazarında güven  verebilmeleri için bir araya gelebilmeleri, kabiliyetlerini birleştirmeleri ve iş  bölümü yapmaları gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda teşvikçiyiz, takibini  yapacağız. Öncelikle kamunun yerli ürün kullanmasını, sonra sektörün yerli  ürünlere güvenmesini sağlamak gerekiyor.”

 

“Batı hayranlığını ürün performansları yıkıyor”

 

 Türkiye’nin potansiyel pazarlarında Batı hayranlığı bulunduğunu dile  getiren Demir, bu hayranlığın, Batılı ülkelerin kurduğu politik baskının ve  Batılı şirketlerin kurduğu bağımlılık ilişkilerinin zayıflatılması gerektiğini  vurguladı. Demir, şöyle konuştu: “Bütün bunları ortaya koyduğunuzda sadece ürününüzle öne çıkmanız zor  görünüyor. Ürünlerin alandaki performansını gösterdikçe, çeşitli testleri onlara  izlettikçe, özellikle tesislerimizi gezdirdiğimizde istisnasız hayranlıkla  karşılaşıyoruz. Bir ülkede başbakana İHA’ları anlatıyorduk. Dinledi ve ‘Güzel’  dedi. Cep telefonunda birkaç operasyon görüntüsü vardı. Onları gösterdik ve aynı  şeyi anlatmış olamamıza rağmen ilgisi birden arttı. O görüntü müthiş etkili oldu.  Bir başkası görüntüleri Batılı bir ülkeden zannetti ve ‘Siz bu seviyede misiniz?’  diye sıçradı. İnsanlar gördüğüne inanıyor.”

 

  “SU-35 teklifi prematüre bir halde”

 

 İsmail Demir, F-35 konusunda Türkiye için ortaklığın sürdüğünü,  alınacak uçaklarla ilgili sözlerin devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin  ortaklıktan çıkarılmasının muhatapları için de memnuniyet verici olmadığına  işaret eden Demir, “Acaba bir yol bulunur mu diye karşılıklı konuşacağız. Onların  tavrı nasıl olur bilmiyorum ama bizim tavrımız olumlu yönde olacak.” diye  konuştu.  F-35 ile SU-35 uçaklarının “35” rakamından başka pek bir benzerliği  bulunmadığını belirten Demir, şunları kaydetti:

 

“Bunlar birbirinin yerine geçecek uçaklar değil. Bu konuda alım  yapıyoruz, alıyoruz demek doğru değil. Karşı taraf bir öneri yapmak istedi, biz  de bu öneriyi inceliyoruz. Bu öneriyi beğendik, beğenmedik, alıyoruz gibi bir  algının oluşması yanlış. Başkanlık olarak üzerimize düşen çeşitli yönleriyle bu  öneriyi değerlendirmek, kuvvete sormak. Masaya yeni seçenek koydular ama ‘Ne  güzel seçenek, hemen yarın alıyoruz’ demek mümkün değil. Bunu SU-35 alıyoruz diye  dillendirmek hem kamuoyunu yanıltıcı olur hem uluslararası arenada ‘Türkiye ne  yapıyor?’ diye bir şey çıkar. Bu tür teklifler çok detaylı olmalı, sayfalarca  doküman bulunmalı. Çok çok erken, prematüre bir halde. Basında ‘Türkiye SU-35  aldı, alacak’ diye bir şey çıkması çok sağlıklı bir yönlendirme olmaz.”

 

 “S-400 alımıyla başlayan iş birliği genişleyebilir”

 

İsmail Demir, S-400 alım sürecinde ortak üretim ve teknoloji transferi  kalemlerinde belirledikleri unsurlar olduğuna işaret ederek, “Daha sonra  Türkiye’nin kendi sistemini geliştirme sürecinde de burada edinilen tecrübelerin  kullanılması da tabidir. Bu anlamda iş birliğinin çerçevesi ve boyutları bu temas  devam ettikçe daha da genişleyerek sürebilir, iki tarafın uzlaşmasına,  tavırlarına bağlı.” diye konuştu. Geçen günlerde Ankara‘da Hava Kuvvetleri tarafından yapılan testlerin  “S-400 test edildi” diye lanse edilmesinin abartı olduğunu ifade eden Demir,  kurum sürecindeki olağan adımların izlendiğini anlattı.Türkiye’nin tamamını uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sistemi  ile kapsamak için ihtiyacın 4’ten fazla sisteme karşılık geldiğini vurgulayan  Demir, “Bu anlamda iki sistemden bahsediyoruz. Daha fazla sistem ihtiyacımız var.  Bunları milli olarak geliştirmek üzere çalışıyoruz. Bu arada boşluğu doldurmak  üzere makul, kabul edilebilir şartlarda Patriot teklifi gelirse inceleriz dedik.”  ifadelerini kullandı.

 

“TCG Trakya talebi şu anda yok”

 

 Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) üretiminde 60 bine doğru gidildiğini, ilk  hedefin 120 bine ulaşmak olduğunu vurgulayan Demir, Türk savunma sanayisi  ürünlerinin filmler ve bilgisayar oyunlarında yer almasının da olumlu etki  yaratacağını bildirdi. Deniz Kuvvetlerine, “hovercraft” olarak bilinen hava yastıklı çıkarma  aracı temin edilmesi gibi bir gündemleri olmadığını belirten Demir, bir soru  üzerine, “TCG Trakya (ikinci çok maksatlı amfibi hücum gemisi) talebi şu anda  elimizde yok. Kuvvet ve çeşitli birimlerden gelen talepler herkesin olduğu masada  değerlendirip bir öncelik sırasına konularak gündeme alınıyor.” yanıtını verdi.

 

 NATO ile ilişkiler

 

İsmail Demir, NATO ile ilişkiler konusundaki sorular üzerine, teşkilat  ile ilgili Türkiye’de ve NATO’da bir tereddüt bulunmadığını söyledi. NATO çerçevesinde S-400’lerden kaynaklanan argümanların suni olduğuna  inandıklarını dile getiren Demir, şu değerlendirmede bulundu: “NATO Genel Sekreteri’nin çeşitli demeçlerinde bu da görüldü. Türkiye,  NATO yükümlülüklerini her zaman yerine getirmiş ve getirecek bir ülke, NATO’nun  da Türkiye’ye ihtiyacı çok açık. Türkiye’siz NATO’nun bir kanadının boş kalacağı  çok doğru. Türkiye bu konuda her ortamda ve her zaman NATO üyeliğiyle ilgili  kafalarda hiçbir tereddüt bırakmayacak şekilde bütün yükümlülüklerini yerine  getirdiğini, getireceğini söylüyor. Bu ittifakın bir parçası olduğunu ve  olacağını vurguluyor. İttifak içinde ise suları bulandırmaya yönelik birkaç  söylemin dışında ciddi bir şekilde Türkiye ile ilgili bir soru işareti  bulunmuyor.”

 



KAYNAK by [author_name]

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZARLARI

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
Wordpress Tema indir